İş Kazası Tazminatı: Şartlar, Hesap ve Süreler
İş kazasında SGK’nın ödediği ile işverenden istenebilecek tazminat aynı şey değildir. İkisi farklı hukuki temele dayanır, farklı süreye tabidir ve biri diğerinin yerine geçmez. Temmuz 2026’da faiz kuralı da değişti.

İş kazası, kanunda tek tek sayılan hâllerde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır (5510 s. Kanun m. 13). İşyeri dışında da gerçekleşebilir.
SGK’nın ödediği geçici iş göremezlik ödeneği ve bağladığı gelir, işverenden istenecek tazminatın yerine geçmez. İşverenin sorumluluğu iş sözleşmesinden doğar (TBK m. 417/3) ve bu nedenle zamanaşımı on yıldır.
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı değildir (7036 s. Kanun m. 3/3). Doğrudan iş mahkemesinde dava açılır.
- 01
Kolluğa ve SGK’ya bildirim
İşveren kazayı yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, SGK’ya ise en geç üç iş günü içinde bildirmek zorundadır. Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde olduysa süre, kazanın öğrenildiği tarihten işler.
- 02
Kurumun soruşturması
Olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağına karar verilebilmesi için SGK müfettişleri ya da Bakanlık iş müfettişleri soruşturma yapabilir.
- 03
Sağlık süreci ve iş göremezlik
Tedavi süresince geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Sağlık kurulu raporuyla sürekli iş göremezlik derecesi belirlenir.
- 04
SGK gelirinin bağlanması
Sürekli iş göremezlik derecesine göre gelir bağlanır; ölüm hâlinde hak sahiplerine gelir ve cenaze ödeneği verilir.
- 05
İşverene karşı tazminat davası
SGK ödemeleri zararın tamamını karşılamaz. Aradaki fark için işverene karşı iş mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılır — arabulucuya gitme zorunluluğu yoktur.
Kaza iş kazası sayılmazsa: SGK olayın iş kazası olmadığı sonucuna varırsa, önce iş mahkemesinde iş kazasının tespiti davası açmak gerekir. Bu dava da arabuluculuk dava şartına tabi değildir.
- Hangi olay iş kazasıdır
- Bildirim ve üç iş günü
- SGK ödemesi ile tazminat farkı
- İşverenin sorumluluğu nereden doğar
- Hangi tazminatlar istenebilir
- SGK geliri tazminattan düşülür mü
- Temmuz 2026: faiz kuralı değişti
- Kusur, müterafik kusur, kaçınılmazlık
- Zamanaşımı
- Mahkeme ve arabuluculuk
- Kontrol listesi
- Sık sorulan sorular
01Hangi olay iş kazasıdır
İş kazası kavramının iki ayrı tanımı vardır ve ikisi de yürürlüktedir. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı bakımından iş kazası, “işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay”dır (6331 s. Kanun m. 3/1-g).
Sosyal güvenlik bakımından ise kanun, hâlleri tek tek saymıştır.
“İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) …emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.”
Bu listede üç nokta çoğu zaman şaşırtıcı gelir. Birincisi, işyerinde bulunmak yeterlidir; kazanın işin yürütümüyle ilgili olması (a) bendinde aranmaz. İkincisi, servisle gidiş geliş iş kazasıdır — ancak taşıtın işverence sağlanmış olması gerekir; işçinin kendi aracıyla yolda geçirdiği kaza bu bende girmez. Üçüncüsü, kanun “hemen veya sonradan” der: kazanın etkisi aylar sonra ortaya çıksa da olay iş kazasıdır.
“Ruhen engelli hâle getirme” ifadesi de bilinçli seçilmiştir. Bedensel yaralanma olmaksızın gelişen ruhsal zararlar da tanımın içindedir.
02Bildirim ve üç iş günü
İşveren, iş kazasını o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, SGK’ya ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmek zorundadır (5510 s. Kanun m. 13/2-a). Aynı üç iş günlük süre iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında da tekrarlanır (6331 s. Kanun m. 14/2-a).
Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse süre, kazanın öğrenildiği tarihten başlar.
İş kazası süresinde bildirilmezse, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilir (5510 s. Kanun m. 21/2). Bunun yanında idari para cezası da gündeme gelir. İşçi açısından ise bildirimin yapılmamış olması hak kaybı doğurmaz; olayın iş kazası olduğu sonradan tespit ettirilebilir.
Sağlık hizmeti sunucuları da kendilerine intikal eden iş kazalarını en geç on gün içinde SGK’ya bildirmekle yükümlüdür (6331 s. Kanun m. 14/4). Bu, işverenin bildirmediği kazaların kayda geçmesini sağlayan ikinci kanaldır.
03SGK ödemesi ile tazminat farkı
En sık karşılaşılan yanılgı, “SGK ödedi, iş bitti” düşüncesidir. Oysa iki ayrı hukuki ilişki vardır.
SGK ile sigortalı arasındaki ilişki sosyal güvenlik hukukundan doğar. Kurum, kusura bakmaksızın geçici iş göremezlik ödeneği öder, sürekli iş göremezlik geliri bağlar, ölüm hâlinde hak sahiplerine gelir bağlar. Bu ödemeler kanunun öngördüğü oranlarla sınırlıdır ve gerçek zararı çoğu zaman karşılamaz.
İşçi ile işveren arasındaki ilişki ise iş sözleşmesinden doğar. Buradaki talep, gerçek zararın SGK ödemeleriyle karşılanmayan kısmına yöneliktir.
Üçüncü bir ilişki daha vardır: SGK’nın işverene rücuu. Kaza, işverenin kastı veya iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumun yaptığı ödemeler — sigortalının işverenden isteyebileceği tutarlarla sınırlı olmak üzere — işverene ödettirilir (5510 s. Kanun m. 21/1). Bu dava işçiyi değil, Kurumu ilgilendirir.
04İşverenin sorumluluğu nereden doğar
İşverenin iş kazasından sorumluluğu bir haksız fiil sorumluluğu değil, sözleşmeye aykırılık sorumluluğudur. Bu, zamanaşımından ispat yüküne kadar her şeyi etkileyen bir ayrımdır.
“İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.
İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.”
Yükümlülüğün içeriğini iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı doldurur: risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak, mesleki riskleri önlemek, eğitim ve bilgi vermek, alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek, çalışana görev verirken sağlık yönünden işe uygunluğunu göz önüne almak (6331 s. Kanun m. 4).
Kanun iki noktayı ayrıca vurgular: dışarıdan uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; çalışanların kendi yükümlülükleri de işverenin sorumluluğunu etkilemez (m. 4/2 ve 4/3). “İSG uzmanıyla anlaşmıştım” ya da “işçi kurala uymadı” savunmaları tek başına sorumluluğu kaldırmaz.
05Hangi tazminatlar istenebilir
| Talep | Kim isteyebilir | Neyi karşılar |
|---|---|---|
| Sürekli iş göremezlik tazminatı | Yaralanan işçi | Çalışma gücünün azalmasından doğan gelir kaybı |
| Geçici iş göremezlik zararı | Yaralanan işçi | Tedavi süresince oluşan ve SGK ödeneğiyle karşılanmayan kayıp |
| Tedavi giderleri | Yaralanan işçi | Sağlık harcamaları, protez, refakat, ulaşım |
| Destekten yoksun kalma tazminatı | Ölenin desteğinden yoksun kalanlar | Ölümle kesilen desteğin parasal karşılığı |
| Manevi tazminat | Yaralanan işçi; ağır bedensel zarar veya ölümde yakınları | Elem ve üzüntü (TBK m. 56) |
Manevi tazminat bakımından kanunun ifadesi önemlidir: yakınlar için manevi tazminata ancak ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde hükmedilebilir (TBK m. 56/2). Hafif yaralanmalarda yakınların talebi bu maddeye dayandırılamaz.
06SGK geliri tazminattan düşülür mü
Kısmen. Kanun burada net bir ayrım yapar.
“Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.”
Yani SGK’nın bağladığı gelirin rücu edilebilen kısmı hesapta dikkate alınır; rücu edilemeyen kısmı ise tazminattan düşülemez. Bu ayrım pratikte bilirkişi hesabının en tartışmalı kalemidir ve dava dilekçesinde hangi kalemin hangi statüde olduğunun açıkça ortaya konması gerekir.
Maddenin son cümlesi de sık atlanır: hesaplanan tazminat, miktarı gerekçe gösterilerek hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Hakkaniyet indirimi ancak kanunun ayrıca izin verdiği hâllerde yapılabilir.
07Temmuz 2026: faiz kuralı değişti
Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faizin hangi tarihten işleyeceği uzun süre tartışmalıydı. 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun, TBK m. 55’e iki fıkra ekleyerek bu tartışmayı kanun düzeyinde çözdü. Değişiklik 31 Temmuz 2026‘da yürürlüğe girdi.
“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
…ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”
Uygulamadaki karşılığı şudur: tazminat artık faiz bakımından ikiye bölünür. İşçinin kazancının belgeyle bilindiği dönem için faiz kaza tarihinden, kazancın bilinemediği ve varsayıma göre hesaplanan dönem için ise karar tarihinden işler. Bu, uzun süren dosyalarda talep edilebilecek faiz tutarını doğrudan etkiler.
İkinci fıkra ise yargılama sırasında yapılan ödemelerin mahsubunu düzenler: ödeme, nominal olarak değil ödeme tarihine göre belirlenecek tazminata oranlanarak düşülür.
Değişiklik yenidir; derdest dosyalar bakımından nasıl uygulanacağı henüz istikrar kazanmamıştır. Islah ve faiz talebi yazılırken bu ayrımın dilekçede açıkça kurulması, sonradan düzeltme ihtiyacını azaltır.
08Kusur, müterafik kusur, kaçınılmazlık
Tazminat miktarı, kusur dağılımına göre belirlenir. Üç kavram belirleyicidir.
İşverenin kusuru. İş güvenliği mevzuatının gereklerini yerine getirmemek kusurdur. Risk değerlendirmesinin yapılmamış olması, eğitimin verilmemesi, koruyucu ekipmanın sağlanmamış ya da kullanımının denetlenmemiş olması tipik kusur hâlleridir.
İşçinin müterafik kusuru. İşçi de alınan tedbirlere uymakla yükümlüdür (TBK m. 417/2). Kurala aykırı davranışı zararın doğmasında etkiliyse tazminattan indirim yapılır. Ancak bu, işverenin denetim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz: tedbire uyulmadığını görüp müdahale etmemek, işverenin kendi kusurudur.
Kaçınılmazlık. Kanun, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağını açıkça söyler (5510 s. Kanun m. 21/1 son cümle). Alınabilecek tüm tedbirler alınmış olmasına rağmen önlenemeyecek olaylarda kusur dağılımı buna göre kurulur.
Maden ocağında tahkimat direği taşıyan işçinin belini incitmesiyle oluşan iş kazasında bilirkişi, olayın %100 kaçınılmazlıktan kaynaklandığını saptamıştı. Yerel mahkeme, işverenin hiçbir kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
Hukuk Genel Kurulu kararı bozdu. Kaçınılmazlığın yükünü taraflardan yalnızca birine yüklemek adalet duygusunu zedeler; beklenmeyen olayın olumsuz sonuçlarına iki taraf da katlanmalıdır. Ancak işçinin işverene karşı daha güçsüz oluşu, nimet–külfet dengesi, işçiyi koruma ve sosyal devlet ilkesi karşısında işverene daha fazla sorumluluk verilmesi hakkaniyet gereğidir.
Sonuç: olayın tamamen kaçınılmazlıktan kaynaklandığı hâllerde tazminat, TBK m. 51 çerçevesinde işveren %60, işçi %40 kusurlu kabul edilerek belirlenmelidir.
Kararın pratik anlamı şudur: “kaçınılmaz bir olaydı” savunması işvereni sorumluluktan kurtarmaz. Bilirkişi raporunda kaçınılmazlık oranı %100 çıksa bile tazminat hesabı yapılır.
09Zamanaşımı
İşverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılıktan doğduğu için, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Haksız fiillere ilişkin iki yıllık süre burada uygulanmaz.
Ayrıca kaza, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir suç oluşturuyorsa — taksirle yaralama ya da taksirle öldürme gibi — daha uzun olan ceza zamanaşımı uygulanır (TBK m. 72/1).
Zararın kapsamı sonradan belirginleşen durumlarda, sürekli iş göremezlik oranının kesinleştiği tarih önem kazanır. Uzun süredir bekletilen dosyalarda, süre bakımından ceza zamanaşımının da değerlendirilmesi gerekir.
10Mahkeme ve arabuluculuk
Görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş mahkemeleri, iş sözleşmesine tabi işçiler ile işveren arasındaki, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığına bakar (7036 s. Kanun m. 5/1-a). İş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar.
Yetki bakımından kanun işçiye seçenek tanır: davalının yerleşim yeri ve işin yapıldığı yer mahkemesinin yanında, kazanın veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (7036 s. Kanun m. 6/3). Bu hükme aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
“İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.”
Yani işçilik alacaklarının aksine, iş kazası tazminat davalarında arabulucuya başvurmuş olmak dava şartı değildir. Doğrudan dava açılabilir. Taraflar isterse ihtiyari arabuluculuğa gidebilir; ancak bunun için beklenmesi gerekmez.
11Kontrol listesi
- Bildirim — kaza kolluğa ve SGK’ya bildirildi mi; bildirim tarihi ne?
- Tespit — SGK olayı iş kazası saydı mı; saymadıysa tespit davası gerekiyor mu?
- Rapor — sürekli iş göremezlik oranı belirlendi mi, itiraz süresi geçti mi?
- Kayıtlar — risk değerlendirmesi, İSG eğitim kayıtları ve ekipman zimmet belgeleri dosyaya istendi mi?
- Ceza dosyası — soruşturma açıldı mı; bilirkişi kusur raporu var mı?
- Kusur — işverenin, işçinin ve varsa üçüncü kişinin kusur oranları ayrı ayrı tartışıldı mı?
- SGK ödemeleri — hangi kalem rücu edilebilir, hangisi edilemez; hesapta doğru ayrıldı mı?
- Faiz — kazancın bilindiği ve bilinemediği dönemler ayrıldı mı; faiz başlangıçları buna göre mi istendi?
- Ara ödemeler — yargılama öncesinde yapılan ödemeler oransal olarak mı mahsup ediliyor?
- Manevi tazminat — yakınlar talep ediyorsa ağır bedensel zarar veya ölüm şartı karşılanıyor mu?
- Zamanaşımı — on yıllık süre işliyor; ceza zamanaşımı daha mı uzun?
- Mahkeme — yetkili yer seçenekleri arasından en uygunu seçildi mi?
12Sık sorulan sorular
Servis aracında geçirdiğim kaza iş kazası sayılır mı?
Evet. Sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen olaylar kanunda açıkça iş kazası sayılmıştır. Taşıtın işverence sağlanmış olması şarttır; işçinin kendi aracıyla yolda geçirdiği kaza bu bende girmez.
SGK bana gelir bağladı, ayrıca dava açabilir miyim?
Evet. SGK ödemeleri sosyal güvenlik hukukundan, işverenin sorumluluğu ise iş sözleşmesinden doğar. SGK ödemeleri gerçek zararı çoğu zaman karşılamaz; aradaki fark için işverene karşı tazminat davası açılabilir.
İş kazası davasında arabulucuya gitmek zorunda mıyım?
Hayır. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları arabuluculuk dava şartının dışında tutulmuştur. Doğrudan iş mahkemesinde dava açılır.
İşveren kazayı SGK’ya bildirmedi, hakkım kayboldu mu?
Hayır. Bildirim yükümlülüğü işverene aittir ve yerine getirilmemesi işçinin hakkını düşürmez. Olayın iş kazası olduğu sonradan tespit ettirilebilir. Bildirmeyen işveren ise o döneme ait geçici iş göremezlik ödeneğini Kuruma ödemek zorunda kalır.
Kurala uymadığım söyleniyor, tazminat alamaz mıyım?
Alabilirsiniz; ancak müterafik kusur oranında indirim yapılabilir. Öte yandan kanun, çalışanların kendi yükümlülüklerinin işverenin sorumluluğunu etkilemeyeceğini açıkça söyler. Tedbire uyulmadığını görüp müdahale etmemek işverenin kendi kusurudur.
Dava açmak için ne kadar sürem var?
İşverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılıktan doğduğu için zamanaşımı on yıldır. Ayrıca olay ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir suç oluşturuyorsa, daha uzun olan ceza zamanaşımı uygulanır.
Faizin kaza tarihinden işleyeceğini duymuştum, değişti mi?
Kural 31 Temmuz 2026’da değişti. Artık tazminat faiz bakımından ikiye ayrılıyor: kazancın bilindiği döneme ilişkin kısma olay tarihinden, kazancın bilinemediği döneme ilişkin kısma ise karar tarihinden kanuni faiz işletiliyor.
İşe iade davası · Destekten yoksun kalma tazminatı · İdarenin sorumluluğu
Yasal uyarı. Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık ya da vekâlet ilişkisi doğurmaz. İş kazası dosyalarında sonuç, kusur dağılımına, iş göremezlik oranına, SGK ödemelerinin niteliğine ve kazancın belgelenebilirliğine göre değişir. Faize ilişkin kural Temmuz 2026’da değişmiştir ve uygulaması henüz oturmamıştır. Süreler kaçırıldığında hak kaybı doğar; gecikmeden bir avukata danışılması gerekir.
